Servet-Neill ikilisinin hemen önünde sarkık Cana, iki kulvara atılan Insua ve Sabri, bu beşlinin önünde oyuna giren Ayhan-Sarp ikilisi ve iki hayalet kenar oyunculu bir 3-4-2-1 , ya da 5-4-1 .. Böyle bir Lucescu esintisiyle başladı Galatasaray oyuna. Ama Cana illaki gömülü. Lucescu özellikle 2. senesinde orta sahadan bir oyuncusunu bu geri üçlüden oyuna sokmayı tercih ederdi. (Popescu'yla, ya da Perez'i sağa atıp Capone'yle daha yerleşik de olsa)
Kısa vadede verimliliği malum. Zaten savunmayı da ceza sahanıza yakın kuruyorsanız, bu bölgedeki bekçiniz daha da anlam kazanıyor. Cana ilk yarıda bu bölgedeki "ilk top" ların hemen hemen yüzde yetmişini topladı. Çok kritik ters kademelere girmesi bir yana, aslında bir çok atağı da birincil müdaheleleriyle başlamadan kesti. Bununla beraber savunmayı Sarp-Ayhan ikilisiyle iyice daraltan galatasaray, beklerinin de defansı dönüşümlü olarak dörtlemesiyle rakibini ciddi anlamda bozdu, zaten Trabzon'un formsuz olan forvet üçlüsünün işlevselliğini kırdı. Yani sonuç olarak takım savunması adına istediğini yakaladı galatasaray. Peki hücumda neyi düşündü?.
Misimovic-Elano ikilisinin bu tarz maçlarda böyle bir yayılış ve mevkide verimli olma şansları ciddi anlamda düşük. Çünkü ikisi de oyunu çizgiye doğru forse edecek meziyet ve tempoya sahip değiller, böyle bir oyun tarzları da yok. Hal böyle olunca bu adamların misyonu (ki tahminimizce Hagi'nin beklediği) , arkalarında oynayan hattın, özellikle beklerin performansıyla doğru orantılı. Siz beklerinizle oyunu ne kadar açarsanız, öndeki bu iki adamınızın da aynı doğrultuda oyunu içeri zorlama ve rakip bekleri stoper olarak sürükleme fırsatı doğar.Fakat malum, dün böyle birşey gerçekleşmedi ve galatasarayın bu bölgedeki kısırlığı kaçınılmaz hale geldi.
Buraya kadar bütün olumlu-olumsuz gidişatıyla herşey anlaşılabilir. İkinci yarı yapılan hamleyle Barış gibi gezgin bir adamın oyuna dahil edilmesi de anlaşılabilir. Fakat çıkan adamın yine Cana olmasını ciddi anlamda anlayamıyorum. Burdaki tek anlaşılır nokta; saf 4lü savunmaya geçiş ve Sarp-Ayhan-Barış la beraber orta sahada tam bir üçlüye gidiş olabilirdi. Fakat aksine Sarp'ın Cana yerine gömüldüğünü ve bu görevi devraldığını gördük... Zira o dakikadan sonra burdaki kontrolü de rakibine verdi galatasaray. Cana fizik olarak hazır mı değil, şablondaki misyonu mu başka, yoksa kısa vadede yerliler üzerinde bir diplomasi mi uygulanıyor, tabi bütün bunların cevabı Hagi'de.
Diğer iki değişiklik de aslında temel oyun zihniyetine kısa-vade Lucescu çözümlemelerine nazire şeklindeydi. Misimovic yerine Kewell girdi. Belki 10 sene önce bu bölgede parmakla gösteriliyordu, fakat şu anda Kewell'ın çizgi oyuncusu olarak oynaması hayal malesef. 3lünün solunda bir uzak forvet ve 2. golcü olarak ne kadar verimliyse, sol çizgide de aynı oranda verimsiz olacaktır Kewell. Nitekim Hagi'nin amacı da onun bindirmelerinden faydalanmak değil, yorulan Misi'nin yerine topu burda tutacak, eveleyip geveleyecek iyi ayaklı bir adamı oyunda tutmaktı. Bu dakikalarda Pino sola geçip Kewell içerde oynayabilir miydi, o da Hagi'nin tercihidir..
Velhasıl, ilk müdahele avantajını rakibine verse de, ikinci yarıda aslında herşey galatasarayın istediği gibi gidiyordu; ta ki Servet devreye girene kadar. Futbolda herşey var diyoruz tabi ki, bir savunma oyuncusu da hata yapabilir; Bilica'nın es-es maçındaki ıskası bir hatadır mesela; adamınızı kaçırabilirsiniz, yanlış pozisyon alırsınız, hatta ters bir vuruşla kendi kalenize gol de atabilirsiniz. Ama Servet'in yaptığı şey böyle açıklanacak tarzda bir şey değil, hata ve yanlış arasındaki farkın tercümesi adeta. Zekiydi aptaldı bunlar beni bağlamıyor. Çok ciddi bir temel bilgi eksikliği, "basit hata" falan değil.. Bir de anlamadığım, bunun izahının "kendine aşırı güven" olarak yapılması. Yahu.. Kendine güveniyor, fazla güveniyor bu doğru da. Orda kendisine güveni gerektirecek ne var, bunun getirisi nedir hakkaten merak ediyorum.
Aslında zaten sana diyecek bir lafımız yok Servet, bu saatten sonra sen ne yapsan yanına kardır..